ÜROJİNEKOLOJİ

Ürojinekoloji

Ürojinekoloji  kadın pelvik organlarının idrar kaçırma , sarkma vb. problemlerini inceleyen kadın hastalıkları ve doğum ihtisasının bir yandalıdır.  Görece diğer birçok branşa göre oldukça yeni sayılan bu dalın resmi tarihi  çok eskilere gitmiyor. Modern tıptaki gelişmelere paralel olarak Kadın hastalıkları başlığı altında incelenen bu dalın hastalıkları ile ilgili  ayrı bir fellowship programı yapılma zorunluluğu ABD ‘nde bile 1996 yılına tekabül eder.

Ülkemizde henüz bir üst ihtisas ya da yan-dal olarak kabul edilmemiş olan bu branş ile ilgili çalışmalarımız Türk Ürojinekoloji ve Pelvik Rekonstrüktif Cerrahi Derneği  eşliğinde  bakanlık nezdinde devam etmektedir. Umarız yakın bir gelecekte kadın hastalıkları ve doğum uzmanları bu konuya ilgi duydukları zaman resmi olarak eğitim alabilecekleri eğitim merkezleri olur.

Bütün pelvik taban hastalıkları, özellikle idrar kaçırma, hastanın yaşam kalitesini düşüren ve sosyal yaşamı etkileyen problemlerdir. Yaşam süresinin gittikçe uzadığı modern tıbbın imkanlarının insanlığın hizmetine sunulduğu bu çağda yaşam kalitesini etkileyen hastalıklar konusunda da kayda değer bir algı değişimi olmuştur. Eskiden, önce sağlık olsun denilip, ikinci plana atılabilen yaşam kalitesi ile ilgili beklentiler de  değişen algıyla beraber yükselmektedir. Artık daha uzun , daha sağlıklı ve  ancak daha konforlu bir yaşam istemek herkesin hakkı olarak görülmektedir. Hastaların  gördükleri tedavilerden memnuniyetlerini değerlendirmek için de yaşam kalitesini sorgulayan anketler klinik kullanıma girmiştir. Değişik hastalıkların  yaşam kalitesine etkileri için etkinliği ölçülmüş, geçerliliği kanıtlanmış ölçekler artık vazgeçemediğimiz klinik araçlar haline gelmiştir. Uluslararası geçerliliği olan bu ölçekler sayesinde bilimsel camiada da yapılan tedavi veya ameliyatların hasta yaşam kalitesi üzerine etkisi ölçülerek bilimsel ilerlemelerin ivmesi arttırılmıştır.

Ürojinekoloji adından da anlaşılacağı üzere bazı disiplinleri içinde barındırır. Jinekolojinin yanı sıra Üroloji ve Genel Cerrahinin kalın barsağın son kısmını ilgilendiren Proktoloji bölümü, Fizik Tedavi ve bazı temel bilimler ürojinekoloji içerisinde yer alır.

İdrar kaçırma ve pelvik organ sarkması çok sık rastlanılan hastalıklar olmasına rağmen özellikle idrar kaçırma  konusunda hastaların çok nadiren başvuru yaptığı hastalıklardır. Kadın olmanın, çocuk doğurmanın, menapozun, yaşlanmanın doğal sonucu olarak görülen bu rahatsızlıkların aslında bir tedavisi olduğunu bilmek ve toplumda ne kadar sık görüldüğünü fark etmek kadınlara doktora başvuru konusunda cesaret verebilir. Pelvik taban hastalıkları, hipertansiyondan,  depresyondan ve şeker hastalığından daha sık görülmektedir. Üç erişkin kadının birinde hipertansiyon, yirmi erişkin kadında bir depresyon, on kadından birinde de şeker hastalığı görülürken; iki kadından birinden daha fazlasında bir pelvik taban hastalığı görülmektedir.

Ürojinekolojinin uğraştığı hastalıklar nelerdir ?
  • Sistosel (İdrar kesesinin sarkması)

İdrar kesesi sarkması vajina ön duvarına komşu olan idrar torbasının vajina içerisinde bombeleşmesine verilen isimdir. Bu durum da özellikle öksürme, hapşırma, ağır bir nesne kaldırma gibi karın içi basıncını artıran durumlarda kadının vajina içerisinde bombeleşen idrar torbasını eliyle hissetmesine neden olur. Bu şikâyete, her zaman olmamak kaydıyla, genellikle idrar kaçırma da eşlik eder. İdrar kaçırma sorunu en hafif şekliyle yalnızca öksürme, aksırma ve ıkınma durumunda ortaya çıkar.

Vajina ve mesane arasındaki ince duvar zayıflayıp gevşerse, idrar torbası vajina içine doğru sarkabilir; buna sistosel denir. Özellikle normal doğum ile oluşur, yaş ilerledikçe ve menopozda giderek artar. Bazen sürekli ağır yük kaldırma, kronik kabızlıkla da gelişebilir.

İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya gülme gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkabileceği gibi, daha az eforla da (yürümek, yataktan kalkmak gibi) meydana gelebilir. Bu tip idrar kaçırmaya zorlanma tipi idrar kaçırma-inkontinans adı verilmektedir.Bazı hastalarda kaçırma, kişinin ani olarak idrara çıkma ve sıkışma hissi ile beraberdir. Bu tip idrar kaçırmaya ise sıkışma tipi inkontinans denir. Bunun sebebi ise genellikle belli değildir.

  • Rektosel ( Kalın barsağın son kısmının sarkması)

Kalın bağırsak sarkması (rektal prolapsus – makat sarkması), kalın bağırsağın son kısmının (rektumun) makattan (anüsten) dışa doğru çıkmasına, dışarıya sarkmasına denir. Hastalığın erken döneminde, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve makattan (anüsten) akıntı gelmesi hastayı rahatsız eder. Daha ileri safhalarda ise bağırsak makattan dışa doğru çıkar. Bağırsağın makattan dışarı sarkması ve dışkılama sırasında makattan dışarı çıkıp içeri girmesi hastalarda makatı kontrol eden kaslarda (anal sfinkter kaslarında) hasara neden olur. Bu kaslarda meydana gelen bu zayıflık nedeni ile hasta dışkısını tutmakta da zorlanabilir. Bu nedenle hastaların bazılarında dışkılarını kontrol etmede sorunlar olur (büyük abdest tutamama) ve makattan akıntı şikayetleri eşlik eder. Dışkı kaçırma – fekal inkontinas denilen bu durum hastaları çok rahatsız eder. Hastalık kadın ve erkeklerde görülmesine karşın, kadınlarda biraz daha sık rastlanır.

Kalın bağırsak sarkmasının (makat sarkmasının – rektal prolapsusun) çeşitli nedenleri vardır. Uzun sürelerden beri devam eden dışkılama sırasında aşırı ıkınma alışkanlığının olması veya doğum sırasındaki zorlu ıkınmaların, geç dönemdeki etkisi olarak gözlenebilir. Bazı nadir olgularda genetik (kalıtsal – ırsi ) yatkınlık saptanmıştır.

Bazı bulgular hemoroidle (basur – mayasıl) benzerlik göstermektedir. Kanama ve makatta ele kitle gelmesi (sarkan bağırsak dokusunun dışarı çıkması sonucu) gibi belirtiler birbirine benzese de rektal prolapsusta kalın bağırsağın makattan dışarı ve içeri doğru hareketi ve sarkması söz konusudur. Hemoroidler (basür) ise anal bölgeye (makata) yakın damar keseciklerinin genişlemesi sonucu oluşur.

  • Enterosel (İnce barsakların sarkması)

Enterosel bir tür fıtık. Vajinanın en derin noktası olan arka forniksin sarkmasıyla oluşuyor. Sarkma sonucu ince bağırsak alt pelvik boşluğuna inerek vajinada şişkinliğe neden oluyor. Enterosel sıklıkla histerektomi operasyonu geçirmiş (rahmi alınmış) kadınlarda görülüyor. Doğum yapmak ve yaşlanmak mesane, rahim ve ince bağırsakları tutan kaslarda güç kaybına neden oluyor. Sonuç olarak zamanla organlar sarkıyor. Enterosel buna örnek.  Enterosel başlangıç veya orta düzeydeyse genellikle sorunlu bölgedeki kasları geliştirmeye yönelik hareketler çözüm için yeterli. Ancak ileri düzeyli enterosel için cerrahi müdahale gerekiyor.

  • Uterus prolapsusu

Rahimi (uterusu) normal pozisyonunda tutan bağların ve dokuların zayıflaması veya iflası ile oluşan genital organların yer değiştirmesi ile sonuçlanan tabloya prolapsus uteri ( Rahim sarkması ) denir. Pelvis ( kalça kemiğinin bulunduğu bölge ) tabanında bulunan kaslar özellikle m.levator ani denen kasta gevşeme ve güçsüzlük sonucu rahim olması gereken yerden daha aşağı doğru sarkar. Sarkmanın bir diğer nedenide içeride rahimi tutan asıcı bağlarda oluşan gevşemedir.

  • İdrar kaçırma

Normal günlük işler sırasında, ani ve istemsiz olarak idrarın idrar yolundan dışarı çıkışı “idrar kaçırma” olarak tanımlanmaktadır. Bu durum pek çok kadında utançlık ve sıkıntı yaratır. Bazı kadınlarda günlük yaşamı sınırlandıracak kadar şiddetli olarak da kendini gösterebilir. Profesyonel, sosyal ve kişisel aktiviteleri etkileyebilen bu problemden kurtulup eskisi gibi özgür yaşama dönmek için ve hayat kalitesini artırabilmek için farklı çözüm olasılıkları vardır.

  • Aşırı Aktif Mesane

Mesane böbreklerden üretilen idrarı depolayan organdır. Kas yapıdan oluşur, kese şeklindedir ve yaklaşık 500 cc idrar depolayabilir.
İnsanların çoğu mesane  henüz yarım dolu iken doluluk hisseder. Mesaneyi boşaltmak için gevşeyebilmeniz gerekir.  Bu durum uygun sosyal ve çevresel faktörler varlığında mümkün olur; örneğin tuvalet ya da özel ayrılmış alan varlığı gerekir. Daha sonra beyin, mesanenin idrarı dışarı atmasını başlatmak için sinyal yollayacaktır. İdrar yapma sıklığı birçok faktöre bağlıdır. Özellikle de; alınan sıvı miktarı ile ilgilidir. Birçok insan tüm gün boyunca, günde 8 kereden az, gecede ya 1 kez idrara çıkar ya da hiç idrar yapma ihtiyacı duymaz.

  • Ağrılı Mesane Sendromları  (İnterstisyel Sistit)

İnterstisyel sistit mesanenin kronik bir rahatsızlığıdır. Belirtileri; idrar sıklığı ve/veya idrar hissi ile ilişkili ağrı, basınç veya rahatsızlık halinde olur. Semptomlar hafiften şiddetliye ve aralıklıdan sürekliye olmak üzere değişiktir. İnterstisyel sistit hem hastalar ve hem de çevrelerindekileri olumsuz etkileyen bir etkiye sahip olabilir. Birçok olgu hafif veya orta şiddette görülebildiği gibi bazen çok ağır formlara ilerleme göstermektedir. Geçmişte İnterstisyel sistit’in tedavisi çok zor olan nadir bir hastalık olduğuna inanılıyordu. Günümüzde tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve hastaların daha kaliteli hayat beklentileri nedeniyle İnterstisyel sistitin kadın yada erkek birçok kişiyi etkilediği belirlenmiştir.

  • İşeme zorlukları

Disüri idrarınızı yaparken ortaya çıkan acı ve yanma hissine denir. Bu neredeyse her zaman idrar yolu enfeksiyonunuz olduğuna işarettir. Başka sebepleri de olabilir ve bazı durumlarda, sizin daha fazla idrar yapmanıza sebep olabilir. Bu çok yaygın bir rahatsızlıktır ve daha çok cinsel hayatları olan genç kadınları etkiler. Aynı zamanda, hamile kadınlar, diyabeti olan kişiler ve diğer mesane problemi olan insanlar da idrar zorluğundan etkilenebilir. Bu tür (disüri) idrar yolu enfeksiyonlarına erkeklerde daha az rastlanır.Erkekler idrarlarını yaparken acı hissederlerse bunun sebebi üretrit veya prostata bağlı başka bir rahatsızlık olabilir.

  • İdrar retansiyonu

İdrar retansiyonu (glob vezika), mesane dolu olmasına rağmen idrar yapamamaktır. İdrar retansiyonu, akut ve kronik idrar retansiyonu, komplet ve inkomplet idrar retansiyonu olarak sınıflandırılmaktadır. Acil tedaviyi gerektirir. Acil servislerde çalışan her hekim doğru tanıyı koyabilmeli, uygun tedavi ve yönlendirmeleri yapabilmelidir. İdrar retansiyonuna nörolojik patolojiler, mesane boynu darlığı, mesane kanseri, mesanede taş veya pıhtı olması, benign prostat hiperplazisi, prostat kanseri, uretra darlığı, uretra taşları ve tümörleri, bazı ilaçlar, pelvis organlarının hastalıkları neden olabilir. Acil tedavide sonda veya suprapubik kateterle mesane boşaltılmalı daha sonra sebep ortaya konulduktan sonra asıl tedavi yapılmalıdır.

  • Sık tekrarlayan İdrar Yolu Enfeksiyonları

“İdrarda yanma, sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma, idrarın kanlı gelmesi, karın ve bel ağrısı, akıntı, idrar tutamama, ateşlenme, halsizlik idrar yolu enfeksiyonundan gözlenen klinik belirtilerdir. Bu durumda mutlaka bir doktora başvurmak gerekir.

  • Dışkılama zorlukları
  • Dışkı  tutamama

Kişinin sosyal olarak uygun zaman ve yer bulana kadar dışkılama ihtiyacını kontrol etmesine kontinans denir. Bu durumda gaz ya da dışkı kontrolünün kaybolmasına inkontinans denir. (dışkı kaçırma yerine fekal inkontinans – dışkı inkontinansı – bağırsak inkontinansı da kullanılmaktadır) Gaz tutma kontrolünün kaybolduğu hafif tipinden, gaita (dışkı) tutma kontrolünün kaybolduğu ciddi tipine kadar şiddeti değişebilir.

  • Ağrılı ilişki

Ağrılı Cinsel İlişki,İlişkide Ağrı Acı,İlişkiye Girememe, Disparoni,Haznede Darlık Cinsel İlişki Esnasında Baş Ağrısı Disparoni cinsel ilişki sırasında kadının rahatsız edici tarzda vagina girişinde veya derin ilişkide ağrı hissetmesi durumudur. Ağrı genellikle vajina ya da kasık bölgesinde gelişmektedir.

  • Vajinal agenezis ( vajinanın doğuştan olmayışı)

Müllerian agenezi, rahmin doğumsal olarak mevcut olmaması anlamına gelmektedir. Vajenin üst bölümünün üçte biri mevcut değildir.  Ürogenital sinüsten oluşmuş kısa (kör) bir vajen vardır sıklıkla, ender olarak vajen tamamen gelişmemiş olabilir. Büyüme ve gelişmeleri normal seyirde devam eder. Genetik yapısı ise; 46 XX şeklinde olmaktadır.Müllerian agenezi durumunda yumurtalık işlevleri normal seyrinde ilerler. Yaklaşık olarak 5000 doğumda bir ortaya çıkar. Meydana geldiği sebepler bilinmemektedir.

Bu soruna sahip olan hastalarda adet kanaması başlamayabilir. Bu sebeple de doktora başvurduktan sonra sorun tespit edilir.

  • Vajinal septum ( Vajinada doğuştan bir bölme olması)

Anne karnında gelişmenin erken döneminde serviks (rahim ağzı) ve uterus (rahim) sağlı sollu yerleşmiş “müller kanallarının” orta hatta birleşmesinden ve kaynaşmasından meydana gelir. İlk birleşmede iç duvarlar orta hatta ince bir bölme oluşturur. Kaynaşma ilerledikçe bu bölme rahim ağzından rahime doğru (aşağıdan yukarı) incelerek kaybolur. Rahimdeki anomalilerin bir kısmı bu birleşmenin hiç olmaması ya da birleşme ve kaynaşmanın yetersiz olmasından kaynaklanan doğuştan olan yani konjenital bozukluklardır.

  • Veziko-vajinal,  Veziko-uterin, veziko-kutanöz fistüller

Vezikovajinal fistül (VVF) kadınlarda ürogenital sistem (idrar yolu ve kadın cinsel organları arasında) meydana gelen fistüllerinin bir alt tipidir. Vezikovajinal fistül (VVF) mesane (idrar torbası) ile vajina arasında anormal bir kanalcık gelişimi söz konusudur.

  • Rekto-vajinal, rekto-kutanöz fistüller

Bir rektovajinal fistül, bağırsağınızın alt kısmı (rektumunuz) ile vajinanız arasındaki anormal bir bağlantıdır. Bağırsak içeriği fistül yoluyla sızabilir, böylece gaz veya tabureler vajinanızdan geçebilir.

  • Liken Planus, Liken sklerozuz et Atrofikus gibi cilt hastalıkları

Liken planus (LP) kaşıntılı deri, mukoza ve kıl folliküllerini etkileyen bir cilt hastalığıdır.

Sık görülen bir cilt hastalığıdır ve tüm ırklarda görülebilmektedir. % 1-2 oranında ailesel olabilmektedir .Ortalama 20 yaşalar en sık gözlendiği yaş dönemidir. 40-70 yaşlarında gözlenmektedir. Çocukluk döneminde hastalığın görülme sıklığı % 5 in altındadır. Hint, Meksika ve Arap ırklarında çocuklarda daha sık görülmektedir.

Hastalığın klinik dağılımı kişilere, yaşa göre değişebilmektedir. Klasik lezyon küçük, başlangıçta kırmızı sonra morumsu renkte, üzeri düz deriden kabarmalar-papül şeklindedir.

Lezyonların boyutlar iğne ucundan 0.5–1.5 cm çaplara kadar ulaşabilmektedir. Deri tutulumu olan hastaların 3 de 2 sinde 1 yıl içerisinde kendiliğinden iyileşmekte ancak iyileşme sürecinde kişinin rengine göre hafif bir leke bırakabilmektedir. Mukozal tutulum daha dirençli seyretmektedir. Hastalık nüksler göstermektedir. Döküntülere dikkatli bakıldığında üzerlerinde nokta yada çizgi tarzında gri-beyaz lekeler gözlenebilir bunlara “Wickham striae” denilmektedir.

Ürojinekolojik hastalıkların tanısında:

1- Ayrıntılı bir hikayenin alınması

2- Detaylı jinekolojik muayene

3- Genel fizik muayene (şeker astım ve nörolojik problemlerin araştırılması)

4- Laboratuar testleri (idrar tetkiki, idrar kültürü, açlık kan şekeri)

5- İdrar kaçırma için yapılacak diğer spesifik testler (POPQ testi, q tip testi,  stres testi, ped testi, ürodinamik çalışmalar, işeme günlüğü vb.)

6- Gerekli durumlarda radyolojik tetkikler (ultrason magnetic rezonans vb) veya  sistoüretroskopi istenebilir.