genital-enfeksiyonlar-30

Genital Enfeksiyonlar

Genital Enfeksiyonlar Nedir?

Genital enfeksiyonlar pek çok çeşit mikrop tarafından oluşturulan genital sistemin tüm organlarını etkileyebilen enfeksiyonlar grubudur. Genital yapı vulva, vajen, rahim ağzı, rahim, tüpler ve yumurtalıkları içerir. Basit bir kandida vajinitinden tüplerin tıkanmasını sağlayan tubaovarian apseye kadar geniş bir spektrum genital enfeksiyon olarak tanımlanır. Genital yapı vücudun dış bölgesi ile içi arasında geçiş oluşturur. Bu nedenle enfeksiyonlar bazen çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Doğumlar, düşükler, operasyonlar, yanlış hijyenik uygulamalar enfeksiyon riskini artıran faktörlerdir.

Genital Enfeksiyonlar Nelerdir?

Siğiller (Kondilom)

Hpv virisü kaynaklı siğiller kadınlarda vulva ve vajende görülebilir. Bazı hpv tipleri ise rahim ağzı kanserine neden olur. Tedavide kremler, yakılma, dondurma, cerrahi olarak çıkartılma uygulanabilir. Nüks etme ihtimali vardır. Siğiller büyük oranda cinsel geçişli olmakla birlikte küçük bir oran toplum geçişli olarak tanımlanan epilasyon aleti vs gibi eşya kaynaklı olabilir. Prezervatif kullanımı dış genital yapıyı siğilden koruyamaz.

Genital Uçuk

Herpes simpleks virüsü genital uçuk denen ağrılı ülserlere neden olabilir. İlk enfeksiyon primer enfeksiyon olarak adlandırılır ve daha ağırdır. Genital uçuk direk temas ile bulaşır. Genital uçuk saptanan bireyde diğer cilsel yolla geçişli enfeksiyonlarda taranmalıdır. Bazı kişilerde virüs alındıktan sonra yıllarca taşıyıcı olarak kalır, bulgu vermez. Kesin bir tedavisi yoktur. Tedavide hızlı iyileştirme hedeflenir. Gebelikte özellikle primer genital uçuklar önemli olabilir. Genital uçuğu olan gebeler bu durumu hekimlerine iletmelidirler.

Bartolin Apsesi

Bartolin bezi genital yapının kayganlığını sağlayan sekresyonlar oluşturan genital bezlerden biridir. Küçük dukakların iç kısmında bulunur. Enfeksiyonlar, tahriş bazende bilinmeyen nedenle kanal tıkanınca bezde şişlik oluşur. Sekresyonunu akıtamayan şişmiş bez enfeksiyona açık hale gelir ve apseleşir. Bartolin apsesi ağrılı bir tablodur ve acil boşaltma tedavisi gerektirir. Bortolin kisti tedavisinde ise gümüş nitrat uygulaması, marsupiyelizasyon (ağızlaştırma) veya kistin tamamen çıkartılması uygulanabilir.

Vajinal Enfeksiyonlar (Vajinitler)

Vajinal enfeksiyonlar vajenin dışarı açık bir ortam olması, cinsel ilişki, alerjenler, pedler vs ile tahrişe açık olması nedeni ile sık karşılaşılan enfeksiyonlardır. Çoğunlukla akıntı ile kendini gösterir. Enfektif akıntı ile vajenin doğal akıntısını ayırd etmek önemlidir. Fizyolojik akıntı berrak, sarı-beyaz, kokusuz iken enfektif akıntı yeşıl, koyu sarı, kaşıntılı, kokulu olabilir ve ilişkide acıma, yanma eşlik edebilir. Vajenin koruyucu mikropları olan laktobasillerin antibiyotik, vajinal duş ile azaltılması enfeksiyon ihtimalini artırır.

Kandida Vajiniti (Mantar)

Antibiyotik kullanımında, gebelerde, diyabet hastalarında, vajinal duş alışkanlığı olanlarda sık görülür. Peynir kesiği şeklinde kaşıntılı akıntı yapar. Tedavide antifungal ilaç, fitil ve kremler kullanılır. Eş tedavisi gerekmez.

Bakteriyel Vajinit

Gadneralla vajinalis isimli mikrobun neden olduğu kötü kokulu bir enfeksiyondur. Koku özellikle cinsel birliktelikten sonra artar. Tedavide antibiyotikler kullanılır. Eş tedavisi gerekmez.

Trikomonas Vajiniti

Acıma, kokulu, yeşil akıntı yapan parazitik bir vajinit şeklidir. Eş tedavisi gerekebilir. Antiparazitik ilaçlar ile tedavi edilir.

Rahim Ağzı Enfeksiyonları (Servisit)

Rahim ağzı, dış genital organlar ve iç genital organlar arasında koruyucu görevi görür. Servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve özel yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan hekim muayenesi ile fark edilir. Akıntı, kasık ağrısı, bel ağrısı, ilişki sonrası lekelenme ve cinsel ilişkide ağrı da olabilir. Tanı genellikle muayene esnasında koyulur. Bazen kültür testi de gerekebilir. Klamidya, gonore, trikomonas, mikoplazma ve üreoplazma servisite neden olan mikroorganizmalardır. Altta yatan etken saptandıktan sonra uygun antibiyotik ile tedavi edilir. Eş tedavisi verilmesi gerekebilir.

Rahim ağzının fiziksel yapısı kişiye göre değişkenlik gösterebilir. Bazı kadınlarda kanalının içini döşeyen epitel tabakası vajene doğru taşabilir. Bu tabaka, normalde rahim ağzında bulunan epitel tabakasından daha ince bir tabaka olduğu için ve bu epitelin altındaki kan damarları yüzeye daha yakın olduğu için doku daha kızarık görünür. Bu kızarıklık gerçek bir yara olmayıp yapısal bir durum olup ismi ektropiondur. İster ektropion olsun ister gerçek bir erezyon olsun kanser ekarte edilmelidir. Bunun için smear taraması yapılır. Erozyonlarda tedavi etme gerekliliği de yoktur. Çok nadiren sürekli akıntı, lekelenme gibi şikayetleri olan kadınlarda rahim ağzı yakma, dondurma veya lazer tedavileri uygulanabilir. Dirençli olgularda ise rahim ağzının bir kısmının çıkarılması (LEEP konizasyon) gerekebilir.

Klamidya Enfeksiyonları

Klamidya enfeksiyonu cinsel temas yolu ile geçen hastalıkların en sık görülen ve en önemli olanlarından biridir. Klamidya enfeksiyonları kokusuz sarı renkli akıntı, lekelenme şeklinde kanamalar, cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabileceği gibi hiç bulgu vermeden ilerleyerek tüplerde tıkanıklık ve yapışıklıklar oluşturarak gebe kalmada zorluklara neden olabilir. Gebe kadınlarda ise erken doğum riskini artırabilir. Tanı klinik bulgu ve mikrobiyolokik incelemeler ile konur. Tedavi için antibiyotik kullanılması gereklidir.

Gonore Enfeksiyonu

Cİnsel temas yolu ile bulaşan diğer önemli enfeksiyon gonoredir. Bu enfeksiyon da diğer servisitler gibi bulgu vermeyebileceği gibi vajinal akıntı, bel ağrısı ve düzensiz lekelenmelere neden olabilir. Erkeklerde daha şiddetli bulgularla sarı renkli akıntı, idrar yaparken yanma ve ağrıya neden olur. Enfeksiyon kan yolu ile yayılarak çok daha ciddi tablolar oluşturabilir. Tüplerde tıkanıklık ve yapışıklıklar oluşturarak gebe kalma zorluğu oluşturabilir. Teşhis klinik muayne ve mikrobiyolojik yöntemler ile konur. Tedavide antibiyotikler kullanılır.

Rahim İçi İltihabı (Endometrit)

Rahim içi tabakası (endometriyum) vajenin asidik ortamı, rahim ağzı salgıları ve her ay dökülüp daha sonra yenilenen tabakası ile enfeksiyona karşı doğal olarak dirençlidir. Doğum, düşük, erken su gelmesi( erken membran rüptürü) rahim içine yönelik operasyonlar, rahim içi araç (spiral) kanser, polip varlığı gibi altta yatan bir neden olmadan endometrit gelişimi oldukça nadirdir.

Kronik endometrit: Hastanın herhangi bir şikayeti olmayıp hekim kontrolu sırasında ortaya çıkabilildiği gibi kişide kasıklarda huzursuzluk ve hafif ağrı, adet sonrası ara kanama ile kendini gösterebilir. Kronik endometrit nadiren kısırlığa yol açar. Tanı endometrial biyopsi ile konur. Uygun antibiyotik ile tedavi edilir.

Akut endometrit: Çoğunlukla doğum, düşük, rahim içi operasyon sonrası kasıklarda aşırı hassasiyet, ağrı ve ateş ile kendini gösterir. Tüplerin iltihabı ile beraberlik gösterebilir. Teşhis klinik muayne ile konur. Tedavide parenteral( damar içi veya kas içi) ve de çoklu antibiyotikler gerekebilir.

Pelvik Enflamatuar Hastalık

Pelvik eflamatuar hastalık dendiğinde yumurtalıklar, tüpler, rahim ve bunların etrafındaki yumuşak dokulardan kaynaklanan enfeksiyonlar anlaşılır. Pelvik enfeksiyonlar genellikle çok çeşit mikrobun bir arada bulunduğu enfeksiyonlardır. Çoğunlukla alt genital sistemde normalde bulunan mikropların yukarı doğru yayılması ile enfeksiyon tablosu oluşur. Çok nadiren tüberküloz gibi enfeksiyonun kan yolu ile üreme sistemine yayılması da görülebilir.

Pelvik enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar sıklıkla cinsel yolla bulaştıklarından çok eşli cinsel yaşamı olan veya eşi çok eşli cinsel yaşam sürdüren kadınlarda daha sık görülür.

Rahim içi araç (spiral) kullanımı da spiralin vajina içinde kalan ipinden yukarı doğru mikropların rahim içine ulaşmasını sağladığı için pelvik enfeksiyon açısından risk faktörü oluşturur. Düşük sosyoeknomik düzey ve tedavi edilmemiş alt genital sistem enfeksiyonları da risk faktörü olarak kabul edilmektedir

Başvuru nedeni, sıklıkla şiddetli kasık ağrısı, yüksek ateş, kötü kokulu vajinal akıntı gecikmiş vakalarda bulantı, kusma, gaz çıkaramama şikayetleri olabilir. Teşhis pelvik muaynede rahim ağzı ve karında hassasiyetin saptanması hatta bazı hastalarda iltihaba bağlı ele kitle ile konur ki bu kitleye tuboovarian apse denir.

Labratuar testlerinde iltihap hücrelerinde (lökosit) artış, enfeksiyon parametrelerinde ( CRP, sedimentasyon) artış saptanabilir. Benzer şikayetlere neden olabileceğinden dolayı dış gebelik, yumurtalık kist rüptürü, yumurtalık kist torsiyonu (kistin kendi etrafında dönerek gangren olması) dışlanmalıdır.

Pelvik enfeksiyon, tanısı konduğunda hemen tedavi edilmesi gereken acil bir rahatsızlıktır. Tedavi antibiyotik tedavisidir. Neden olabilecek çok sayıda mikrorganizma olduğu için , neden olabilecek bütün mikropları hedef alacak şekilde geniş spektrumlu antibiyotik tedavis yapılır. Hafif vakalarda ayaktan ağızdan antibiyotik tedavisi verebilir. Ağır vakalar, ağızdan tedavi ile düzelmeyen hastalar, diyabet gibi ek hastalığı bulunanlar, gebeler mutlaka hastanede yatırılarak damardan antibiyotik tedavisi verilmelidir. Tubaovarian abse tespit edilmiş ise açık veya kapalı (laparoskopik) ameliyat ile veya girişimsel radyolojik işlem ile apse boşaltılması gerekebilir.

Pelvik enflamatuar hastalıkta enfeksiyona müdahale edilmediği durumlarda iltihap kana karışıp hayatı tehdit eden tablolara neden olabilir. Geçirilmiş pelvik enflamatuar hastalık karın içinde yaygın yapışıklıklar bırakabilir. Bu yapışıklıklar özellikle tüpleri içine alıp onların hareketlerini ve anatomisini bozup gebe kalmada sorunlar çıkmasına neden olabilir. Tüplerdeki bu hasar, ileride dış gebelik olma ihtimalini de artırır. Günümüzde artan kısırlık oranları geç evlilik ve bu zaman diliminde geçirilmiş tekrarlayan pelvik enflamtuar hastalıklara bağlanmaktadır.

Pelvik enfeksiyonlardan korunmanın yolu, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak ile olur. Bu nedenle çok eşlilikten, çok eşi olan cinsel partnerden kaçınılması ve prezervatif kullanımının koruyucu etkisi bulunmaktadır.

Toksik Şok Sendromu

Toksik şok sendromu, adet dönemlerinde vaginal tampon kullanan kadınlarda görülen çok nadir ama ciddi bir tablodur. Vaginal tampon uzun süre vejende tutulduğunda, biriken kan, bakteriler (S. Aureus) için uygun besiyeri ortamı sağlamakta ve hızla çoğalmalarına imkan vermektedir. Normal florada da bulundukları halde, bu aşırı çoğalma sonucunda bu bakteriler toksinlerini kana salgılamakta, bir çeşit zehirlenme ve şok tablosu oluşturmaktadır. Ani yükselen ateş, bulantı, kusma, ishal, vucutta yaygın ağrılar ve baygınlık oluşabilecek belirtilerdir. Tedavi yoğun bakım şartlarında yapılmalıdır. Öncelikli olarak odak temizlendikten sonra sıvı tedavisi ve damardan antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Toksik şok sendromundan korunmak için tampon mümkün olduğu kadar az tercih edilmeli, gün içinde sık sık değiştirilmeli, aynı tampon 6 saatten uzun içerde tutulmamalı, yerleştirmeden önce eller sabun ile yıkanmalı ve mümkün olduğunca gece tampon kullanılmamalıdır.

Cinsel Yolla Bulaşan Diğer Enfeksiyonlar

Hepatit B: Hepatit b enfeksiyonu toplumun yüzde 30 unun karşılaştığı, yüzde 10 unun taşıyıcı olarak kaldığı yaygın ve ciddi bir halk sağlığı problemidir. Hepatit B enfeksiyonu, Hepatit B virusunun vücuda kan veya cinsel yol ile girişinden sonra karaciğerde enfeksiyona neden olması ile başlayan bir tablodur. Bulaşma sonrası sarılık yapabileceği gibi hiç bulgu vermeden de ilerleyebilir. Hepatit B enfeksiyonu hiç sekel bırakmadan iyileşip kişide bağışıklık sağlayabildiği gibi, taşıyıcılık, kronik enfeksiyon, siroz ve hatta karaciğer kanserine kadar ilerleyebile bir tablo oluşturabilir. Hepatit B virusu, kanda, tükürükte, vajinal sıvılarda ve menide yüksek konsantrasyonda bulunur. Bağışıklığı olmayan kişiler bu sıvılar ile temas sonucu enfekte olurlar. Hepatit B’den korunmak mümkündür. Aşı olmak birincil korumayı oluşturur.

Hepatit C: Hepatit C enfeksiyonu, kronik hepatit ve karaciğer kanserinin en sık nedenlerindendir. En sık bulaşma kan yolu ile olmasına rağmen cinsel yol ile bulaşma olduğu da bilinmektedir. Hepatit C’nin kan konsantrasyonu, Hepatit B’ye nazaran daha az olduğu için, cinsel yolla bulaşma için uzun süre içinde çoğul cinsel temas gereklidir. Hepatit C’li partneri olanlar risk grubundadır. Henüz etkin bir aşısı yoktur. Hepatit C’den korunma için cinsel ilişkide prezervatif kullanımı önemlidir.

AIDS: AIDS (Adult Immune Deficiency Syndrome),HIV virusu tarafından oluşturulan, kişinin bağışıklık sisteminin çökmesine neden olarak basit bir enfeksiyonla bile başedemeyecek hale getiren bir hastalıktır. En sık bulaşma cinsel ilişki ile olmaktadır. Erkekten kadına bulaşma riski, kadından erkeğe bulaşma riskinden 10 kat daha fazladır. Tedavide antiviraller kulanılır. Çok eşlilikten kaçınma ve prezervatif koruyucu olabilir.

Comments are closed.